ESTETİK AMELİYATLARDA SONUÇ GARANTİ EDİLMELİDİR

Günümüz dünyasında her geçen gün uygulamada kendine daha çok yer edinen estetik ameliyatların beraberinde çeşitli uyuşmazlıkların da meydana gelmesine kaçınılmaz olarak kapı açmıştır.

Bu uyuşmazlıkların çözülmesi amacı ile ilk olarak bakılması gereken sözleşmelerin hukuki niteliğidir. Taraflar(Hasta-hekim) arasında kurulan sözleşmesel ilişkinin eser sözleşmesi, hizmet sözleşmesi veya vekâlet sözleşmesi olarak kabul edilmesine göre uygulanacak sonuçlar da buna göre boyut kazanmaktadır. Bu kurallarla birlikte tarafların sahip oldukları haklar, borç ve yükümlülükleri de belirlenmektedir.

 

Hekim hasta arasındaki sözleşmesel ilişkinin niteliğine göre tarafların borç ve yükümlülükleri de değişiklik göstermektedir. Fakat temelde, hekimin, taahhüt ettiği tıbbi müdahaleyi gerçekleştirme, hastanın sağlığını koruma, hastayı bilgilendirme gibi temel yükümlülüklerinin olduğu açıktır. Diğer taraftan da hastanın, hekimin üstlendiği iş karşılığında belirlenen ücreti hekime verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sebeple, taraflar arasında Borçlar Hukuku kuralları kapsamında sözleşmesel bir ilişki olduğu söylenebilir.

Estetik müdahale sonrası hastanın hastanede kaldığı süre ve sonrası dahil olmak üzere iyileşme süreci boyunca doktorun çeşitli yükümlülükleri vardır. Bu süre aslında illiyet bağının bulunduğu senaryolarda oldukça uzun olabilmektedir. Örnek vermek gerekirse, estetik burun ameliyatının komplikasyonları yıllar sonra görülmeye başlanabilir. Hastanın hayat kalitesinde birkaç yıl sonra düşüş gerçekleşebilir ki bu durum her ne kadar tıbbi açıdan istenmeyen bir durum olsa da sıkça rastlanan bir durumdur. Tıbbi açıdan her türlü komplikasyonun gelişebileceği, risklerin her zaman var olduğu unutulmamalıdır. Burada önemli olan hasta şikayeti ile hekimin müdahalesi ve kusuru ve/veya ihmali arasında bir ilişkinin tespit edilebiliyor olmasıdır. Hekim, ameliyat ile ilgili akut komplikasyonlardan, sebep sonuç ilişkisinin kurulabildiği olaylardan sorumludur. Özellikle hasta ile hekim arasında eser sözleşmesinin varlığını savunan görüşe göre, istenilmeyen bir sonucun varlığı halinde gerek maddi gerek manevi tazminat başta olmak üzere, tedavi giderlerini ve hastanın tedavi sürecinde eğer ki çalışıyorsa mahrum kaldığı kazanç gibi çeşitli taleplerini hekim karşılamak durumunda kalabilmektedir. Fakat burada önemli olan kusur sorumluluğunun varlığının ispatıdır.

Hekimin ameliyat öncesinde hastanın müdahale edilecek bölgesine yönelik fotoğraf ve/veya video çekim yapması ameliyat öncesi ve sonrası mukayesesi için önemlidir. Bu noktada hastanın kendi vücuduna yönelik kayıt/fotoğrafların alınması yönelik onayının alınması gerekmektedir. Ayrıca hekimin ameliyat sonrası müşahede evraklarını özenle hazırlaması, kullanılan ilaç ve başvurulan tıbbi teknikleri detaylı olarak belgelendirmesi, hekimin olası bir hukuki uyuşmazlık söz konusu olduğunda kusursuzluğunun ispatı açısından fayda sağlayacaktır.

Hekimin, estetik müdahaleler dahi olmak üzere yönettiği operasyon, tedavi vb. tıbbi süreçlere ilişkin sorumluluğu genel olarak kusur sorumluluğu kapsamında değerlendirilmektedir. Hekim, kusur veya ihmali halinde ve illiyet bağının kurulduğu noktada sorumlu olacaktır. Fakat estetik operasyonlar açısından taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin hukuki niteliğinin tam olarak belirlenmesi gerekmektedir. Zira hukuki niteliğe göre borç ve yükümlülükler kapsamında değişik kabuller karşımıza çıkacaktır.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2018/5523 E. 2019/801 K. Sayılı Kararda, 

Sözleşme ile birleşen davada davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK’nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı, kaş kaldırma ve liposuction (yağ aldırma) operasyonları neticesinde yüzünde ve vücudunda düzgün görünüm için estetik gayeyle davalıya başvurmuş olduğuna göre estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser, yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır.

Diğer yandan yüklenicinin borçları TBK’nın 471. maddesinde düzenlenmiş olup, (1) Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. (2) Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. denilmiş olup, yüklenici olan hekimin de bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. şeklinde ifade edildiği gibi güzelleştirme amacıyla hastaya tıbbi müdahalede bulunulan hallerde sonuç taahhüdünün mümkün olduğunu ifade etmiştir.

Hekimi her halükârda sorumluluğunun bulunduğu hallerde maddi ve tazminat ödeme borcu ile karşılaşabileceği unutulmamalıdır. Hukuki sorumluluk anlamında kusursuzluğun söz konusu olabilmesi için hekimin özen yükümlülüğüne ve aydınlatma yükümlülüğüne uygun hareket etmesi büyük nem taşımaktadır.

 

SONUÇ

Estetik ameliyatların sonucunun beklendiği gibi olmaması ve hastanın vaat edilen görünüme kavuşamaması durumunda ameliyatı gerçekleştiren hekimin hukuki sorumluluğu bulunmaktadır. Çünkü estetik ameliyatların diğer tedavi uygulamalarından farklı olarak vekâlet değil eser sözleşmesi niteliği bulunmaktadır. Estetik ameliyatların eser sözleşmesi olarak kabul edilmesinin sonucu olarak yüklenicinin yani hekimin sonucu garanti ettiğini de söylemek mümkündür. Bu sebeple estetik ameliyatların sonucunun beklendiği gibi olması gerekecektir.